Oradan Buradan Bilgi

7 Çakra Nedir?

Rabia D. Season 1 Episode 147

Use Left/Right to seek, Home/End to jump to start or end. Hold shift to jump forward or backward.

0:00 | 15:11

🎙️ İnsan yüzyıllardır kendini anlamaya çalışıyor…

Kimi buna çakra demiş, kimi enerji.

Belki de önemli olan isim değil,
hissettiğin şeyin kendisi.

Sen hangi taraftasın?


*

Instagram: www.instagram.com/oradanburadanbilgi/
Youtube: youtube.com/oradanburadanbilgi

*

Reklam ve İş birlikleri için: oradanburadan7@gmail.com

7 çakra gerçekten neyi temsil ediyor bir enerji sistemi yoksa kendimizi anlamak için kullandığımız bir dil mi? Bu bölümde kök çakradan diğer çakralara kadar uzanan bu sistemi, mistik anlatılırın ötesine geçerek Sadeve anlaşılır bir şekilde konuşacağız. Ben Rabia ve burası oradan buradan bilgi. Çakra çark donan tekerlekanlamına gelir ama bu sadece isim asılanlamış o. İnsan bedeninde bulunan enerji akış markezdiridir. Umarkezler bilinç, duygu ve yaşam enerisiyle bağlanılır. Her bir çakra farklı bir psikolojik ve sıkruçal işleve sahiptir. Tarih salk ökükenlerine bakarsal, elkizleri Vedik döneminde görüyoruz. Vedik dönemi Miğla'tan önce 1500 ile 500 yıllar arasılır. Çakra fikrinin temeli o dönemde, Vedalar içinde doğrudan açıkça geçmez. Ama enerji kavramı burada ortaya çıkmış. Vedalar ne giderseniz? Vedah hindü yüzümün en eski kusal metinleridir. Kometinlerde ilahiler, işler, lütüaller, doğal güçleri ve kosmik düzen anlatılır. Ve bu Vedalar da çakra diye bir şey anlatılmaz. Ama piran ay yani enerji anlatılır. Bu enerji şu, seni canlı tutan görünmeyen enerjidir. Kısacası bu dönemde çakra sistemi yok, enerji akışı fikri var. Daha sonra Miğla'tan önce 800 ile 200 yıllara gidince olaylar derinleşiyor. Upanişatların metinlerinde şu anlatılıyor. İnsan sadece etten kemikten ibaret değil. İçinde bir de atman, yani öz bilinç var. Ve bu özün bedende dolaştı bir sistem olduğu düşünülüyor. Atman şu demek, sen sadece kas, kemik, organ vesaire değilsin. Aynı zamanda düşünanın farkında olan, ben benim diyen bir şeysin. İşte buna atman öz bilinç deniliyor. Metinlerinde nadiler, yani enerji kanalları da anlatılır. Şöyle düşünün, eski insanlar şunu hayal ediyor. Vücutta görünmeyen bir enerjik yok. Bu enerji kanal yolları içinde dolaşıyor. Ve bu yollara nadiliyorlar. Analicisi şu, zamarlarını sıkantışıyorsa nadiler de enerji taşıyor. Başka olarak susumla nadiden bahsedilir. Bu da omurga hatta. Omurga'nın ortasından geçen bir ana hat gibi düşünülüyor. Bu dönemde genez çakra vesaire yok. Enerjik dolaşıyor fikri var. Ama çakra sisteminin temeli burada atılıyor. Geçelim, tanıtsır adonemine yani meylahtan sonra 500 ve 1500 riyal arasını. Asıl çakra sistemi burada doğuyor. Bu dönemde iki tane metin yazılıyor. Çakran nirupana ve hat ha yoga, pride pika. Ve ilk kez çakralar ne şekilde tanımlanıyor. Bugün bildiğimiz 7 çakra sistemi. Bu metinlerin sadelesi dönmüş versiyonu dur. Santrik anlayışına göre enerji sistemi şöyle. Birincisi prana, yani yaşam enerjimiz var. Bunun nefesle ve evrensel enerjiyle bağlandılı. İkincisi Nadia. Demin de anlattığım enerji kanalları, üçüncüsü ise Kundali. Kundali kök çakra da uyuyan enerji olarak kabul edilir. Ve meditasyon yogay ile yukarı çıkacağına inanılır. Amaç ise tüm çakralardan geçerek tat çakra'ya ulaşmak ve sonunda aydınlanmakmış. Şun da belirtiyem. 7 çakra sistemi tarihte sabit değil. Bazı metinlerde 5 çakra bazılarında 6, bazılarında daha fazla. Modern 7 çakra sistemi ise 19. yüzyılda batıda standardlaştırıldı. Oda şöyle sorcan Woodrow, intmetinlerini İngilizce'ye çevirdi. Ve çakra sistemi batıda popüler oldu. 19. sonrası ise çakralara renkler eklendiği psikoloji kananlar yüzyıldan da kişisel gelişim sistemi de dönüştü. Eski yani orijinal metinlerde çakralar renklerle bu kadar net eşleşmezse. Yani bugün ki büyük kuşağ sistemi modern yorum dur. Bir de çakra sistemi doğrudan intgeleneyi de vardır. İşte hindu izin, budizim, santire gibi. Ama benzar fikirler başka yerlerde olmuş. Ve s. antik günü. Platon ve Aristodar, ruh kavramı ve beden artı ruh ayrımı var. Özellikle stoacılar nöma diye bir şeyden bahsederler. Nöma bedende dolaşan yaşam gidiyor. Biraz piranaya benzar. Sonra çine gidersek tavizimde çiğ kavramı var. Bu da enerji yani çiğ vucudan meridian dinlen kanalarda dolaşır demek. Tavizimde üç ana enerji merkezi var. Bunun adı daha dantiyendir. Ve bu sistem çakralara en çok benzeyenlerden biridir. Ortada uya, yani İstanbul Ta savfına bakarsak, letayif kavramı var. Letayif kalp ruh ve sırdanı buşur. Bunlar insanın içinde ince görünmeyen bilinç katma anlılırdır. Letayif kavramı özellikle nakşımanlı geleneğinde ve imam rap bane gibi su filar da gelişiyor. Bu aslında enerji değil de daha çok manevi farkındalık noktaları diyebiliriz. Başka olarak Batı Okrut, ezotirik geleneğinde de görüyoruz. Hermetizm ile 18 uzlardan sonra çakra sistemi batıya geliyor. Tehsofice miyeti bu sistemi alıp çakraları renklendiriyor, anlamlar yütliyor. Yani modern hale getiriyor. Hatta bugün bildiğimiz versiyonun çoğu buradan gelir. Anlatmak istediğimi size şu. Farklı kültüler şunu söylüyor. İnsanlar sadece bedenden oluşmuyor. İçinde bir akış enerji ve ruh var diyorlar. Tabii şu yanlış anlaşılmasın. Hepsi farklı şeyler söylüyorlar. Hatta amaçları bile farklı. İşte çakra, enerji yükselir der. Hatta saof, ego çözülür der. Çin ise denge kurulur der. Yani farklı kültüler insanın issel deneyimiyle kendi kavramlarıyla açıklamış. Ortayı ise benzer hem de özünde farklı sistemler çıkmış. Peki niye benzer şeyler? Bambaşka yerlerde çıkıyor. Bence evrensel olarak kaygı hissediyoruz. Ve bence herkes issel derinlik yaşıyor. Bu yüzden de kültüler bunu farklı isimlendiriyor. Ayrıca insanlar görünmeyeni anlamak sistemler kurar. Bu da öyle bir şey. Ve bu yüzden benzer yapıları ortaya çıkıyor. Şimdi gelelim yedi çakra'ya ve iş devlerine. Yedi tane anat çakra varmış. Birincisi kök çakra. Yani mulaht hara. Mula kök demek. At hara ise. Semen destek demek. Yani var oluşum temeli demek. İzik sen olarak kuyruk sokununun olduğu yerdeymiş. Tabii bunu bir organurak değil, enerji olarak düşünün. Peki neyi temsil ediyor? Kök çakra hayatta kalma moduymuş. Direkt şunlarla bağlantılaymış. Güvenlik işte barınma, para ait olma ve fiziksa bedenle bağlantılaymış. En sade hali ise ben bu dünyada güven demeyim demekmiş. Bu ne demek? Şu demek. Bu soru bedenin ve bilinç altının verdiği bir hissir. Şöyle düşünün bazen içinde şu hissolur ya işte. Tamam, hayat çok zor olabilir. Ama ben ayakta kalırım isti var ya. İşte bu güven hissi. Tam tersi olabilir şu hiss gibi. Bir şeyler ters giderse ne yapacağımız. Bu da güven sizi ki çok fazla hissedim. Neyse. İşte kök çakra burada devreye giriyormuş. Kök çakra denmesinin nedeni bu ise en çok alt beden. Karın ve bıyırsak bölgelerinde hissediler ya. İşte içim sıkıştı miden bulandı gibi. Bunun nedeni kök çakradan ötürüymüş. Zaten kök çakra tramvaların en çok birlikte yer olarak da görülüyormuş. Sey bolü dört yaprakın Lutusla her yaprağı farklı bilinç hali demek. Pus singe basit bilinç seviyesini temsil ediyormuş. Hatta tantricin etinlerde mula sarar başlangış noktasıymış. Ve kundalinin burada uyuduğunu söylerler. Kök çakra'nın rengi ise modern yoruma göre kırmızıdır. İşte yaşam kan hayatta kalmaya eşleştirilir. Element ise toprak yani seni yere bağlayan şey demekmiş. İkinci çakra mı sakral çakra? Kök çakra için bu dünyada güven demeyim sorusunu sormuştuk ya. Bundla da şu soru soruluyor. Hay altı hissedebiliyomuyum. Aslında sakral çakra haz, duygu, akış, yakınlık, zevk, yaratıcılık ve değişime uyum tarafını temsil ediyormuş. Günümüzde ise uzayeti sosyal medyada sakral çakrayı, yaratıcılık, dişil enerji ve cinselikle özleşleştirirler. Ve bu anlatım klasik intimetinlerinin bir evdili değil. Sakral çakra'nın element ise, sudur, senboluy ise altı yaprak da Lutus ve Bus Senbol'un içinde hilal bulunur. Bunun anlamı da akış, duygu ve değişgenlik demekmiş. Rengi ise turuncu dur, tabii modern yoruma göre. İkinci çakra, solar, plaksus, yani manipura. Manipura mücevherler şehredemektir. Bu metavur ise şunu anlatır. İçindeki güç, potansiyel ve der burada demekmiş. Bunun sorusu ise ben kimin ve ne yapabilirim? Yani kendinle ilgili inancın ve gücünü kullanmak kapısta nedir diyor. Şimdi şunu sorabilirsiniz, pusurlar tam olarak ne işe yarıyor. Bu bir anlatım dile ve bunlar aslında kendini fark etmen için kurumluys sorular. Diyelim ki sürekli kararsızsın kendine güvenin düşük, sipritualdiler ki, solar, plaksus, çakran kapalı. Gerçek çevirisi ise, öz güven ve karar alma mekanizman zayıf. Çakra açmak istedim, bu problemleri fark edip çözmek aslında. Yani kısa cısa bu. Solar, plaksus, senboluy ise, onun yaprak da Lutus. Ortasında ise ters ateşten üçgen var. Bu ise enerji aşağıdan yukarı taşınır demek. Renki ise, sırı, sırı, kişisel, güç ve öz güven demek. Elementi senbolundaki üçgen gibi ateş, modern çevirisi ise, hayatta olanları işleyip gücü çevir demekmiş. Dördüncü çakra ise, kalp çakrası, anı hata, anı hata, çarpışmamış, vurunmamış, ses demek. Bu da dış etkilerden bağımsız, içten gelen, saf titreşim demek. Yani diyor ki, sevgi dışarıdan gelmez, içten doğar. Temsin sorusu ise, bağı kurabiliyomuyum. Dengeliyse rağaca, bağı kurar, affeder, sevyalı, ferebilir. Dengesi ise, duygusal kapanmak, rıgınlık veya aşırı bağlılık sınır koyamamaya yaşayabilir. Aslında kalp çakrası, sevgile, bağımlılık arasındaki farkı gösterir. Sevgi, öz, dur bırakır, bağımlılık tutar. Üzülünce, göz sün, sıkışması ya da sevinince, işte genişlemesi gibi. Elementi de zaten hava. Anlamayı ise, sevgi, sıkıştırmaz genişletir demekmiş. Sen bu lehse, 12 yapraklı lutusun içinde, içiçe geçmiş iki üçgen var. Yukarı, bakan üçgen, ruh ve yükseliş anlamında, aşağı, bakan üçgen hissep, beden ve dünyanınımında. Ve bunlar birleşincik denge anlamına geliyor. Renge ise, yeşil, modern stand up rank, doğa, iyileşme ve denge anlamına geliyor mu? Ve şimdi çakramız boğaz çakrası, biz hud ha. Kelime anlamı tam arama, saf ifade demek. Bu ismininden de anlaşılacağı üzere, boğaz bölgesini ifade eder. Bunun sorusu ise, kendimi ifade edebiliyomuyum. Dengeliyse, kendini ifade etmekte zorlanmaz, doğruyu söyler, iletişimi iyidir. Dengesi ise, çok konuşma, filtresiz ifade veya içini atmak, konuşamamaya yolaçar. Boğaz çakrası iç dünyaya, dış dünyaya arasındaki köprüdül. İçinde hissediyorsan kalp, ama bunu dışarıya çıkartabiliyorsan boğaz. Özretli içindeki şeyleri, temiz şekilde dışarıya aktar diyor. Sembolu 16 yapraklı, Lotus ve içinde ters üçgen, onun içinde de eter yani boşluk var. Renge, mavi, modern anlamda, sakinlik, açıklık ve iletişim demekmiş. Altıncı çakramız, üçüncü göz, ajna. Üçüncü göz, kaçların ortası, alın bölgesi olarak, betimlenir. İki göz ve bir iç göz anlamına gelir. Üçüncü gözünün sorusu, gerçeği görebiliyomuyum. Üçüncü göz daha çok düşünmekte ilgili değil, görmekte ilgili. Bu şu demek, normalde analiz edersin, düşünürsün ama ajna ile direkt anlarsın. Mesela birisana bir şey söylüyor ama içindeki bir hissiyor ki, bu doğru değil. İşte bu sezgidir. Santrik sistemde ajna konuta merkezdir. Yani zini yöneten farkındalık noktasıdır. Elementi ışık, gerçeği, aydınlatan şey demek. Aslında üçüncü göz daha derin bir konu. Üçüncü antik medeniyetlerde bu üçüncü göz karomu çok geçer. Ama bu şimdinin konusu değil, belki bir podcastinde anlatırım. Semboli ise iki yapraklı notuz. İki yapraklı olma nedeni dualiteyi temizdeder. Yani zuttıkları, iyi kötü doğru yanlış gibi. Son çakramız ise, taş çakra, sahasıra. Ben yapraklı notuz demek. Bu çakra başın tam üstündedir ki, bu yüzden taş denilmiş. Konus sorusu ise, ben kimim gerçekten? Bu şu demek, normalde ben, benim hayatım, benim düşüncem gibi konuşuruz ya. Bu çakra diyor ki, ben dediğin şey aslında ne? Bu çakran dengeliyse anlamıştığı huzur kabullenmeyle içiçe yaşarsın. Ama dengesi size, anlam sızlık, boşluk hisseye ya da gerçekten kopma gibi şeyler yaşarsın. Yani bu çakra der ki, kontrolüp bırakmak ki, bu aslında Santrik sistemde son noktadır. Kondalini buraya ulaşır ve aydınlanma gerçekleşir. Aydınlanma süper güç kazanmak veya ışık saçmak değil. Farkındalık kazanmaktır. Bu çakranın mantrası sessizliktir. Hani meditasyon yapan kişiler sessiz olur ya da, omm diye bir ses çıkarır ya. Bu ola işte bu. Mantra der ki, burada artık kelemeye ihtiyacın yok der. Sen bolu bin yapraklı notuz. Neden bin yapraklı demişler? Çünkü bu çakra sonsuzluk sınırsızlıktır. Renk ise beyaz anlamda aydınlanma ve saf bin iştir. Bu arada fark ettiniz mi? Hepsini sen bolu notuz. Peki neden? Üst sebebi hatta anas sebebi varmış. Eek neden notuz çiçeği çamurun içinde büyüyor? Kirli sudan çıkar ama üstte tertemiz açar. Bunun metaforu şu. İnsan da karmaşının içinden, yüstele farkındalığa ulaşabilir ki, zaten alt çakralar çamuldur. Üst çakralar açan çiçekdir. Yani notuz insanın dönüşünü temsil ediyor. Ekinci nedeni notuz çiçeği katman katman açılır. Yani ilk kapalı başlar, yavaş yavaş açılır. Her yaprağı ayrı ayrı ortaya çıkar. Bu şu demek. Bilinç bir anda değil katman katman açılır. Her çakralın 4, 6, 10 bin yaprağın olması, bilinsevelerini ve potansiyallerini göstereyormuş. Üçüncü sebebi ise hint kültüründe notuz çiçe kus saldır. Notuz sahnelerin oturduğu çiçek olarak görülür. Mesela brahma notuz stand olmuş diye inandır. Yani çakralarda notuz kullanılması, kültüral olarak çok doğal. Velhasıl yüzlilerdir insanlar, kendini anlamak için farklı yollardan emin. Kimi buna çakrademi, işkime enerji, kimin sadece içtim ya. Bugün yedi çakrayı, tarihini ve anlamlarını konuştum. Ama belki de asıl mesele, bunların ne kadar doğru olduğu değil. Bizim kendimizde ne kadar temans ettiğimiz. Notuz çiçeği çamurun içinden çıkıp açıyor ya. Belki insan da tam olarak böyle. Karışıklığın içinden yavaş yavaş katman katma. Belki de bu yolculukta en önemli şey, neye inandığımız değil. Ne kadar farkında olduğumuz. Evet arkadaşlar, bir sonraki bölümde görüşürüz. Hoşça kalın.